Sonra bir Cumartesi günü oğluşumun dişini çektirdik. Çektirdik ama hem beni hem dişçi bayanı bitirdi bu işlem, o nasıl ortalığı velveleye vermekti öyle. Sonrasında bir kaç saat bir şeyler yememesi gerekiyordu. Tam da böyle zamanlarda acıkır bizim çöp adam. Ben de onu oyalamak için hadi Eminönüne gidelim dedim, alışverişi sevmez ama “ amcaya çeyiz alalım” diyince dayanamadı. Amcasını da çok sever. Bu arada
Neyse efendim o zaman alabildim bir adet ekmek kutusu, çay kutusu, bardak altlığı ve tepsi. Mutfakta set olsun diye de çok yoğun uğraşlardan sonra kavonozlar aldım 7 adet 3 farklı büyüklükte. Hani her alış verişe gittiğinizde marketlerde ortalıkta olan kavanozlar var ya ben arıyorum diye nasıl saklandılar anlayamadım. Bir de işyerinden stokladığım kahve
Öncelikle beyaz zemin üzeine çalışayım dedim. Bir deneme yaptım. Sonucu beğenmedim. Onu beyaz ile uğraşıp kapattım başka bir deseni elle çalıştım. İşte bu iyi dedim. Onu da salonumun ortasında 3-5 gün beklettim ama elim bir türlü verniklemeye ve aynı çalışmayı diğer malzemelere yapmaya gitmedi nedense. Hep bir şeyler eksik ama ne.
Neyse efendim sonunda kızım anne bence de sen bunu değiştir, biraz basit oldu diye itiraf edince benim ekmek kutusu 3. kez değişikliğe uğradı. Bu sefer beyaz ile değil de krem tonuyla devam
Bu seferkini ben beğendim efendim. Evdekiler de beğendi, damat da dahil olmak üzere. Umarım gelin hanım da beğenir.
Aslında bakınca üzerine çatlatma da yapabilirdim ama artık vaktim kalmamıştı. Bu kadar çok şekil değiştirince ona zaman kalmadı. Bu arada 3 adet tabak yaptım aynı desenlerde. İster duvara as, ister içine ıvır zıvır koy. Ancak onların henüz arkaları
Şimdilik acil olarak mutfak setini tamamladım. Bu tabaklarla birlikte bir kapı gazeteliği ve anahtarlık da sırada çeyizin parçaları olarak.
Sonra da oğluşuma bir şeyler yapmalıyım. Artık odasına mı olur yoksa çeyizine mi bakalım kısmet...
21 Eylül 2010 - Salıpazarı