23 Kasım 2009 Pazartesi

Tina için




Bu takımı kardeşimin siparişi üzerine yaptım.
Sevdiği bir arkadaşının yeni evi için. Bir adet gazetelik kapı için ve anahtarlık.
Canlı canlı renkler kullandım gönlümce. Bu renkleri sevsem de ev eşyalarında bulunduğu ortamı tamamlama kaygısı nedeni ile fazlaca kullanamıyorum.
Ama kardeşim arkadaşının canlı renkleri sevdiğini ve özellikle mavi tonlarını kullanabileceğimi söyleyince mutlu oldum.
Önce balıklı bir şeyler düşündüm. Sonra aldığım şu plastik dantel gözüme çarptı. Ne yapayım derken aklıma dantelin motiflerini tek tek ayırmak geldi. Ben de öyle yaptım. Sonra onları ayrı renklerde boyayıp, altın rengi ile eskittim. Aralara eklediğim minik tamamlayıcı motiflari ise sadece altın rengi boyadım.
Bunları yapıştırınca baktım şöyle, hoşuma gitti ama birşeyler eksikti. Ben de büyük motiflerde boşluklara, ara desenlerde de tam ortalara boyutlu boya ile minik dokunuşlar şeklinde sedef rengi inciler bıraktım. Hala gözüme çalışma tamamlanmamış göründü. Ne yapayım derken gecenin o vakti aklıma yinde sedef rengi boya ile yıldızımsı şekiller geldi. Onları kondurunca şimdi oldu dedim.
Tabi bu süreç böyle kısacık anlatılsa da iş sonrası, ev işlerinden artan vakitte yapıldığı için bir kaç gün sürüdü. Vernikleme ise neredeyse 2 haftamı aldı. Parlak vernik attım. Ama sorun neyse bir türlü kurutamadım. Sürekli yapış yapış bir durum. Bazı yerde boyalar bile kalktı bu yüzden. Üstüne sprey vernik atmak zorunda kaldım.
Neyse şu anda bitmiş durumda. Geldiğinde kardeşime teslim edebilirim.
Güle güle kullansın Tina yeni evinde, sağlık ve huzur eşliğinde...

23 Kasım 2009 - Çayırova

12 Kasım 2009 Perşembe

Öylesine....

Bu aralar buraya yeni birşeyler ekleyemiyorum.
Ama bu boş durduğum anlamına gelmiyor.
Yarım işlerim var, hepsi tamamlanmak üzere son dokunuşları bekliyor.
  • Öncelikle iki haftadır elimde olan, oğlumun odasına raf olarak hazırladığım bir adet çekmece var, ortalarda dolanan. Verniklenecek ve hazır halde bekleyen rafı çakılarak duvara yerleştirilecek.
  • Sonra kardeşimin, arkadaşı için istediği ve dün son dokunuşlarını yaptığım, verniklenmeyi bekleyen anahtar kutusu ve kapı için gazetelik var.
  • Oğlum için yaptığım panoyu (http://naz11-iz.blogspot.com/2009/10/cubuklardan-cerceveye.html) beğenip istedikleri için boyamalarını tamamladığım, bu akşam birleştirmelerini yapacağım 3 adet pano var. Biri kızıma, biri kardeşime ve bir de kuzenime.

Bunları bitirebilirsem sırada yazın başladığım bir tepsi ile vazo var. Bazen insanın elinde bir şey bekledikçe bekler ve bir türlü tamamlanmaz ya ,bu ikisinin de başına gelen bu. Ama kararlıyım bu ay bitmeden ikisi de bitmiş olacak.

Bir de tabi sağlığım için başladığım ve tabi ki görüntü olarak da iyileşmeyi umduğum spor saatlerim var. Haftada 4 gün devam ediyorum. İş arkadaşıma konsepti anlatınca bana "hamster" lakabını uygun buldu, ama iyi yoldayım. İki aydır devam ediyorum. Yaza kadar devam etsem her türlü sonuçtan memnun olacağım sanırım.

İşte böyle. Keyifsiz iş saatlerine inat dışarıdaki vaktim yoğun ve keyifli geçiyor. Bunları da yapmasam "depresyondayım" diye şarkı söylüyor olurdum sanırım. Şimdi en azından farkına varmıyorum, öyle isem bile.......

Salıpazarı, 12 kasım 2009

26 Ekim 2009 Pazartesi

Çubuklardan çerçeveye

Uzun zamandır işlerin yoğunluğu, tatil, okul hazırlıkları, rahatsızlıklar derken buraya birşeyler ekleyememiştim.
Aslında bir nedeni de bu aralar spora başlamam. Böyle olunca bir şeyler yapmaya enerjim de, vaktim de kalmıyor. Bir şeyler yapsam bile bu sefer de buraya eklemeye fırsatım olmuyor.
Bugün izin kullanıyorum. Ne heveslerim vardı. Ama saat 14:00’e kadar yine işlerle, yönetim kurulu sunumu ile uğraştım. Neyse bundan sonra yemek, evi toparla derken birşeyler yapamasam da bari şu oğlumun odası için yaptığım panoyu eklemeye zaman ayırayım diye düşündüm.
Bunlar son yıllarda hayatımızda iyice yer tutmaya başlayan kafelerde, kahve ile birlikte verilen çubuklar. Malum farklı markalar olduğu için ebatlar da farklı olmuş. Çoğunu da kuzenim sağ olsun toparlayıp getirdi.
Neyse efendim ben bunları bir güzel boyadım, siyah ile. Sonra sıcak silikon ile birbirine bir güzel tutturdum. Hatta ilk yaparken pek bir şeye benzetememişim, söküp tekrar yapıştırdım. Bu nedenle de yakından bakınca bazı işçilik hataları görülüyor ama ne yapalım.

Sonra oluklu mukavva diyorlar sanırım, oğlumun sevdiği portakal rengi kartonu da arkadan aynı şekilde silikonladım. Üzerlerine oğlum futbol hastası olduğu için, futbol ile ilgili netten bulduğum ve hoşuma giden fotoğrafları yapıştırdım.
Ancak bu evde nekadar kalacağımız belli olmadığı ve duvara fazla çivi çakmayı istemediğim için bunları yine bu çubuklarla, ancak bu sefer kısa kısa kırarak arkadan, istediğim kompozisyonda birbirine tutturdum. Son olarak da iki kutu açma halkası ve oğlumun eski eşortmanının bel ipi ile bu panoyu saatın asılı olduğu çiviye tutturdum.
Sonucu evdekiler, eşim dahil beğendi. Hatta kızım odası için, kardeşim ofisi için sipariş verdi. Yakında onların ki de tamamlanır (inşallah).

26 Ekim 2009 - Gayrettepe

13 Eylül 2009 Pazar

Kızımın Nazarlığı


Merhaba,

Hastalık ve ardından tatil derken bir süredir birşeyler yapamadım. Yapamamak bir yana daha önce yapıp bitirdiğim nazarlığımı bile buraya ekleme fırsatım olmadı.

Keyifli bir tatildi. Çocuklar artık bizim de tatil yapmamıza imkan verecek kadar büyümüşler bunu hissettim bu yıl. Hava da Eylül olması nedeni ile çok güzeldi. Tatildeki rahatsızlıklara rağmen keyif verdi doğrusu.
Bir de yeniden değerlendirdiğim siyah bluzumu giydim.
Beraber gittiğimiz arkadaşlar çok beğendiler. Doğrusu bende çok sevdim. İyiki yamışım dedim içimden. Daha çok denemeler yapmalıyım bu konuda.

Bu arada tatile gimeden çok önce bitirmiştim bu nazarlığı. Kızımın odası için düşündüm aslında. Şimdilik annemin bahçesinde olduğumuz için akşamları orada, potaya asıyorum. Arkadan gelen ışıkla rengarenk parlıyor. Aslında hiç başarılı değil fotoğraflar ama şimdilik daha iyisini beceremiyorum.

Bu objelerin hepsi kızımın küçüklüğünden kalma. Kimisi kolye, kimisi toka, kimisi yüzük. Hatta doğumgünü pastalarından birinden kalan bir balerin bile var aralarında. Hani küçük hanımların hoşuna giden bir sürü kokoş malzeme.

Aslında sağlam kalan tokarı çevredeki küçük hanımlara dağıtmıştım ama bunlar lastikleri bozulanlar. Neyse bunları ve bir sürü barbi malzemesini; hani şu makyaj malzemeleri, minik çanta ve ayakkabılar; saklamıştım. Amacım kızımın odasına bir ayna veya resim çerçevesi yapmaktı bunlarla. Çocukluk anılarını çağrıştıran bir şeyler olmasını istemiştim. Ama bu yaz bütün aramalarıma rağmen barbi malzemelerini bulamadım. Sanırım birilerine dağıttım onları da.

Bu arada 10marifette nazarlıkları görünce kalan tokalardan nazarlık yapmaya karar verdim. Bunun için hepsini misinaya dizdim. Uçalarına da evdeki değişik değişik nazar boncuklarını ekledim. Şimdilik bahçede kullandığım için askısını uzun tuttum. Ama odada kullanırken biraz kısaltmayı planlıyorum. Aslında bunları daha kısa tutup avizenin kenarından da sarkıtabilirmişim kızımın odasında. Işık ile öyle güzel parıldıyorlar ki...

Gayrettepe – 13.09.2009

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Değişim Geçiren Siyah Bluzum



Merhaba,

Bu da benim giysilerin geri dönüşümü konusundaki ilk denemem. Şimdiye kadar hep birilerine vermekle yetiniyordum. Ama 10 marifetteki geri dönüşümleri gördükçe ben de yaparım diyerek denemeye giriştim, hem de ne heyecanla.. http://naz11-iz.blogspot.com/2009/08/yeni-meraklar-ve-tepsi-setim.html

Geçen hafta öncelikle bu siyah bluzu şeçtim kendime. Zayıfken almıştım ama o zaman bile sadece bir kez giymiştim. İncecik kumaş, ama yaz sıcağında hem içinde bir body, hem de uzun kollar ile rahat olmuyordu. Şimdi bir de yeni kilolarımla içine giremez olunca kaldırmıştım zaten.

Öncelikle kolları kesmekle başladım. Yanları da açıp açtım bir güzel. Sonra kestiğim kolları iki yandan ekleyerek, kolların altında pili haline getirdim. Böylelikle genişleyen beden çirkin görünmesin diyede iki kenardan saten kurdelalar ile tutturdum. Haaa bir de çok uzun bir tunikti. Boydan da bayağı bir kısalttım.

Tabi bunları ben yaptım, ettim derken sadece kesme ve teyel işlerini yaptım. Ama tamamlaması, yani makina dikişleri tamamen annemin elinden çıktı. Ellerine sağlık anneciğim.

15.08.2009 – Fulya

14 Ağustos 2009 Cuma

Teyzemin ördüğü çanta

Geçen yaz teyzem bana bu çantayı örüp göndermişti. Ama sapına ne yapacağını bilememiş, bir kaç denemeden sonra bana bırakmış.
Ben de geçen yaz bir türlü elime alamadım. Bu yaz 10marifatte gördüğüm çantalarla heyecanlanarak bunu ele almaya karar verdim.
Öncelikle renkler çok hoştu , pembe ve kahve rengi. Fotoğraflarda yasıtamadım tam olarak ama birbirine çok yakışan iki ton. Teyzem hem çok marifetli hem de çok zevklidir. Birbirine uydurmayı çok iyi bilir, ama gördüklerimin yanında çok sade kalıyordu çanta. Ben de ipim yettiğince çiçek yapıp, teyzemin gönderdiği boncukları yerleştirdim ortasına da.
Sonra sapı için gidip şeffaf bir sap aldım. Aldım ama takmaya gelince, ben bu çantayı bu boyda sap ile omzuma takamam diye düşündüm. Ne yapayım, derken bir tarihlerde alıp belki de sadece bir kaç kez kullandığım kolyem (ne akla hizmet almşsam) geldi aklıma. Hemen onu açıp sapı uzatmak için ekleyi verdim. Böylece hazır oldu çanta kullanıma.
Gerçi sapı hala içime sinmedi ama farklı, daha uzun bir sap bulana kadar birkaç kez böyle kullanırım artık. Zira ip okadar sert ki örüp sap yapmaya kalksam tenimi tahriş edecek.
Bir de tabi bir ara astarlasam mı? Ama şimdilik böyle kullanacağım. Zamanım olduğunda artık gerisi gelir..

14.08.2009 - Salıpazarı

13 Ağustos 2009 Perşembe

Plastik Boyama II





Merhaba,


Uzun zaman önce başladığım yoğurt kovası boyamanın bloğumda ikincisi nihayet yerini alıyor.
Aslında biteli çok oldu. Verniklendi bile. Ama bir türlü fotoğraflayamadım.

Bunu da beyaz zemin üzerine çalışmak istemiş ve kat kay beyaz boyamıştım. Ama onca kata rağmen alttaki logoları kapatamayınca oraları kırmızı boyadım. Sonra da elle beyaz kısımlara minik minik madolyonlar yaptım. Kapakta da aynı madolyonlar bu sefer kırmızı zemin üzerinde yerlerini aldılar.
Görenlerin hoşuna gitti. Bu da oğlumun odasında minik minik oyuncaklarını saklamak için kullanılacak.

13.08.2009 - Fulya