19 Ekim 2010 Salı

Mutfak Takımının son parçaları

Aslında bunları da mutfak takımı ile birlikte çalışmaya başlamıştım ama kram rengi sprey boya bulamayınca bu güne kadar süürndü ortalıklarda.

Bu tabakları yine süslerim amacıyla almıştım yıllar önce. Uzun süre benim boyama malzemelerimin arasında durdu. Birgün baktım temizliğe gelen bayan uygun görmüş onları mutfağa transfer etmiş. Zaten topu topu 3 adetlerdi.
Neyse yılarca da mutfakta kullanıldılar. Her elime alışta alırkenki düşüncem aklıma geldi ve güümsedim. Bir gün yaparım birşeyler diyerek.
Kısmet bugüne imiş efendim. Mutfak seti için yeterince parçam olmadığını düşünüp kendimi biraz zorlayınca bunlar aklıma geldi. İster duvara assınlar, isterlerse içine ıvır zıvır koymak için kullansınlar diye yaptım.

Öncelikle peçete deseni arka yüzeyden yapıştırıldı. Sonra vernik ile verniklendi. Arkasından da krem rengi sprey boya ile tekrar boyanıp tekrar verniklendi.
Bu arada mutfak takımını daha önce biten parçalarını buradan görebilirsiniz...http://naz11-iz.blogspot.com/2010/09/mutfak-ceyizi.html

19 Ekim 2010 - Salıpazarı

13 Ekim 2010 Çarşamba

Bebek için sandık


İş yerinde bir arkadaşımın yeni bebeği olacak. Daha önce yaptığım anı kumbarasını çok sevmişti, ona da yapayım dedim ama kendisi biraz daha büyük bir boyunu tercih etti. Üstelik bebek erkek ve odası da denizci temalı olacağı için bunu da benzer olsun dedi.

Bende başladım boyamaya. Zemin kolay, kırık bir beyaz. Ardından çatlatma solüsyonları ile sandığın altını koyuca bir mavi üstünü ise gözkyüzü olacağı için daha açık bir mavi ile boyadım.


Sonra denizde dalga, gökyüzünde de bulut efektleri yapmaya çalıştım. Derken bir tane ağaç ile biraz da yeşillik konduruverdim bir kenara.

Buraya kadar kolaydı. Sonrasında denizcilik ile ilgili motifleri yapıştırmaya geldi sıra. Elimde minik ahşap şekiller vardı, daha öncede kullandığım. Ancak hem az hem de pek denizcilik temelı değildi. Bu konuda sıkıntı çektim doğrusu.



İnternetten bulduğum resimleri diğerlerinin yanında dekope etsem çok sıradan olacaktı. En son yoğun uğraşlar sonunda birmilyoncunun birinde kalan son magnet şeklindeki şekilleri de aldım yapıştırmak için. Internetten bulduğum resimlerin bazılarını da Ece Hanım'ın yöntemi ile kabartmaya çalıştım. Hamurun üzerine yapıştırıp, kenarlarını düzeltip sonra da zemine yapıştırdım bunları.




Bu arada magnet şeklinde olan ahşap malzemelerin arkasındaki mıknatısları çıkarmayı beceremedim. Ne ile yapıştırdılarsa öğrensek iyi olur, bizimde işimize yarar. Baktım öyle yapıştırmaya kalksam kısa sürede düşecekler ben de ozaman mıknatısların çevresini de hamur ile kaplayarak yapışacak yüzeyin genişlemesini sağladım.


En son olarak da vernikleyerek sahibine teslim ettim. Çok beğendi. Umarım keyifle iyi günlerde kullanır.


Bu arada daha önce yaptığım anı kumarası da burada...http://naz11-iz.blogspot.com/2009/07/merhaba-dun-4-temmuz-idi.html
13.10.2010 - alıpazarı

8 Ekim 2010 Cuma

Kelebekli Tepsi


Havaların soğumasına isyan ruh halim hepo açık renkle çalışmak istiyor, çiçek, böcek.

Bu da ayrı bir kelebekli çalışmam.

Daha önce yaptığım çeyiz seti gibi bu da eşimin yeni evlenen kardeşi için.

Basit bir çalışma. Kırık beyaz bir zemin üzerine yapıştırılan peçeteler ve kenarlarına boyutlu boya ile geçilen kontür.

Ancak bu peçete özel. Pınar ile yaptığım peçete değiş tokuşu kapsamında bana gelen bir peçete ve ben aynı günün akşamı kendimi büyük bir heyecanla daha önceden boyadığım zemine yapıştırır buldum desenleri.

Umarım sahipleri tarafından da beğenilir.


08.Ekim. 2010 - Salıpazarı

Kelebekli Anahtarlık


Uzun zamandır birşeyler yapamadığımı düşününce şu son bir kaç hafta oldukça verimli geçti. Tamamlanan mutfak setinin yanında bir kaç ufak dokunuşla bitecek işlerim de var.

Gerçi bu hafta ile yoğunluğum da artıyor ama o yarım işlerim en azından tamamlanır sıra ile umuyorum.

Son çalışmalarımda beyaz zemin denedim. Gerçi beyaz rengi biraz siyah ile kırarak kullandım ama genel olarak beyaz değil de krem rengi kullanıyordum biraz farklılık olsun dedim. Bir de bunlarda zemin çalışmak, eskitme yapmak yerine düz zemin üzerine çalıştım yine farklılık olsun diye.

İşte bu çalışmalarımdan ilki bir anahtarlık. Tek özelliği peçeteden kestiğim kelebekleri yapıştıp bir de çiçek ekledim. Son olarak da etraflarına boyutlu boya ile kontür geçtim. Hafta sonu bir arkadaşımın baby shower partisine gidebilirsem ev sahibine hediye olarak gidecek. Bu arkadaşımız aynı zamanda yeni evli. Beğeneceğini umuyorum.
8 Ekim 2010 - Salıpazarı

21 Eylül 2010 Salı

MUTFAK ÇEYİZİ




Eşimin en küçük kardeşi evleniyor. Onlara evlerinde kullanacakları bir şeyler yapmak istiyordum ama yaz ayları hiç birşey yapmadan geçti.

Sonra bir Cumartesi günü oğluşumun dişini çektirdik. Çektirdik ama hem beni hem dişçi bayanı bitirdi bu işlem, o nasıl ortalığı velveleye vermekti öyle. Sonrasında bir kaç saat bir şeyler yememesi gerekiyordu. Tam da böyle zamanlarda acıkır bizim çöp adam. Ben de onu oyalamak için hadi Eminönüne gidelim dedim, alışverişi sevmez ama “ amcaya çeyiz alalım” diyince dayanamadı. Amcasını da çok sever. Bu arada çeyiz nedir diye sordu. Ona anlattım şimdi kendisine de çeyiz yapmamı istiyor, henüz 8 yaşında.

Neyse efendim o zaman alabildim bir adet ekmek kutusu, çay kutusu, bardak altlığı ve tepsi. Mutfakta set olsun diye de çok yoğun uğraşlardan sonra kavonozlar aldım 7 adet 3 farklı büyüklükte. Hani her alış verişe gittiğinizde marketlerde ortalıkta olan kavanozlar var ya ben arıyorum diye nasıl saklandılar anlayamadım. Bir de işyerinden stokladığım kahve kutuları.

Öncelikle beyaz zemin üzeine çalışayım dedim. Bir deneme yaptım. Sonucu beğenmedim. Onu beyaz ile uğraşıp kapattım başka bir deseni elle çalıştım. İşte bu iyi dedim. Onu da salonumun ortasında 3-5 gün beklettim ama elim bir türlü verniklemeye ve aynı çalışmayı diğer malzemelere yapmaya gitmedi nedense. Hep bir şeyler eksik ama ne.

Neyse efendim sonunda kızım anne bence de sen bunu değiştir, biraz basit oldu diye itiraf edince benim ekmek kutusu 3. kez değişikliğe uğradı. Bu sefer beyaz ile değil de krem tonuyla devam ettim. Sonuç ta işte karşınızda.

Bu seferkini ben beğendim efendim. Evdekiler de beğendi, damat da dahil olmak üzere. Umarım gelin hanım da beğenir.

Aslında bakınca üzerine çatlatma da yapabilirdim ama artık vaktim kalmamıştı. Bu kadar çok şekil değiştirince ona zaman kalmadı. Bu arada 3 adet tabak yaptım aynı desenlerde. İster duvara as, ister içine ıvır zıvır koy. Ancak onların henüz arkaları sprey boya ile boyanmadı, bu nedenle burada sergilenemediler. Tamamlayınca artık.

Şimdilik acil olarak mutfak setini tamamladım. Bu tabaklarla birlikte bir kapı gazeteliği ve anahtarlık da sırada çeyizin parçaları olarak.

Sonra da oğluşuma bir şeyler yapmalıyım. Artık odasına mı olur yoksa çeyizine mi bakalım kısmet...



21 Eylül 2010 - Salıpazarı

8 Eylül 2010 Çarşamba

Minik Hanım'a çanta



Ne zamandır bir şeyler eklemiyordum buraya. Zaten bir şeyler yapmıyordum da. Yaz boyunca elime bir şeyler alamadım. Uyku ile geçti diyebilirim iş dışındaki zamanım.

Şimdi kış geliyor. Yine fazla birşeyler yapabileceğimi sanmıyorum. Çocukların okulu ve benim bu kış devam etmem gereken işim ile ilgili kurslar vs. zaten vaktimi alacaktır.

Neyse şimdilik en azından başlangıç yaptığım birkaç iş var. Onları tamamlarım, onlar da beni beni mutlu eder.

Bir süre önce pazarlama departmanındaki arkadaşın gelen promosyon ürünlerine ait numunelerinden almış ve eve atmıştım. Bir köşede duruyorlar. Bunların içinden bu makyaj çantası aslında orjinal hali ile bile çok hoşuma gitmişti. Özellikle cıvıl cıvıl olan rengi bir harika.

Ama Defne’ye tatil dönüşü verdiğim sözü yerine getirmem gerekiyor. Minik Hanım’a bir çanta içinde takılar vereceğim. Bu nedenle bu çantadan markayı yok etmeye karar verdim. Evde, boncuklarla pek ilgilenmediğim için kızımın oyuncaklarından, takılarından kalanlar ve nazarboncukları vs. mevcut ki onlar bile büyücek bir kutu yapıyorlar.

Neyse efendim bu boncukları seçtim aralarından. Kızım görünce “aaaa bunları bana Japonya’dan Minami göndermişti, nereden buldıun” diye heyecanlandı. Aslında hatırladığım kadarı ile bunlar bayağı fazla idi, sadece bu kadarını kurtarabilmişim kaybolmaktan.

Bu boncukları alıp başka bir paketin içinden çıkan süet benzeri kumaşa diktim. Sonra da çantaya önce yapıştırıp sonra dikiş ile sabitledim. Son halini de çok sevimli buldum. Kendim yaptım diye mi ne? İki gündür bakıp bakıp duruyorum.

Kızım da beğendi. “Bunu ben de kullanabilirim, sen ona başka ver” dese de bayram öncesi başka yetiştiremeyeceği için küçük hanıma gidecek.

Bu arada iş yerinde arkadaşlara da gösterdim, onlar da çok beğendi. Sonra da pişman oldum. Aynısından bir çanta daha vardı, ben sadece bir tanesini almışım. Keşke diğerini de alsaymışım. Ama evde okadar böyle değerlendirilmeyi bekleyen malzeme var ki minicik bir çantayı bile almasam diye kendimi zorluyorum.

İçine kızımın artık kullanmadığı birkaç takısını koydum. Ayrıca bulabilirsem 1-2 tane daha takı ekleyip bayramda vermeyi planlıyorum. Umarım mutlu olacaktır.

Salıpazarı - 08 Eylül 2010

14 Haziran 2010 Pazartesi

Bir yaş günü

Geçtiğimiz hafta sonu İz'in ilk yaş günü idi ama ben onca koşturmanın arasında bunu unutuverdim. Oysa outlook uyarısı bile hazırlamıştım bu konuda kendime.
Geçte olsa bir şeyler yazmak istedim. Öncelikle iyi ki böyle bir adımı atmışım diyorum. Her şey çevremizde okadar hızla gerçekleşiyor ki bazen sadece izlediğim bir film diye düşünüyorum. Ama günler geçip gidiyor.
İyice zayıflayan hafızamı da hesaba aldığımda bu notlar önemli diye düşünüyorum. Geriye bakınca en değerli varlıklarım çocuklarımla ilgili bile herşeyin hafızamdan silinebildiğini görünce keşke diyorum çok daha önce yapsaymışım bunu.