18 Nisan 2011 Pazartesi

Teyzemin Mutfak Seti




Teyzem için daha geçen yaz İkea’dan aldığımız baharat seti öylece durup duruyordu. En sonunda kuzenimin baskısı ile elime alayım dedim. Öncelikle acı bir yeşil ile boyadım, baharat setinin ahşap rafını. Sonra beğendiğim deseni kenarlarına ve cam kavonozların üzerine dekope ettim. Kenarlarını da altın yaldız ile geçtim. Ama teyzeme sadece bu kadarı ile vermek istemeyince hemen benim iş yerinden taşıdığım kahve kavonozlarından birine el attım. Önce peçete ile kaplayıp sonra yeşile boyadım. Sonra aynı desenleri irili ufaklı dekope ettim, yine kenarlarını altın yaldız ile geçtim. Sonra altın sarısı renk ile sünger yardımı ile tamponlama yaptım. Böylece peçetelerin oluşturduğu dümdüz olmayan zemin daha bir hoş oldu. Eşim bu kavanosu çok beğendi, tek olmasın diyince kavonozları 3 adede çıkarttım. Sonra 2 adet’de evde çocukların saralle kavonozlarından büyükçe kavonozlar yaptım. En son bir de elimdeki Cola tepsisine el attım. Onu da aynı renk ve desen ile tamamladım. Bunları sprey vernikle yapmak pek içime sinmedi. Teyzemin titizliğini bilirim. Sık sık yıkanacaklardır. En iyisi yat verniği diyerek suya dayanıklı bir vernik ile vernikledim son olarak. İyi günlerde kullansın inşallah.

18.04.2011 - Salıpazarı

12 Nisan 2011 Salı

Bir Anahtarlık Daha


Pazar günü iş yerinden geçen yaz evlenen bir arkadaşıma gidecektik. Topluca aldığımız hediyenin dışında bir de ayrıca kendi emeğim olan bir hediye götürmek istedim.

Ama evde malzemem de yoktu. Ahşabı aynı gün içinde aldım. Sonra kızımı dişçi için Bakırköy'e götürdüm. Sonrasında yer yer yağan yağmura aldırmadan hobi malzemeleri satan dükkanları gezdim. Bir kaç boya vs alıp saat 20:00 gibi eve dönüp, çalışmaya başladım.

Önce bendeki beyaz rengi biraz siyah ile karıştırıp kırık bir beyaz elde ettim. Tabi bu da biraz zaman aldı. Çünkü eklediğim 1-2 damla bile beyazı birden koyu bir griye çevirdi. Üzerine beyaz boya eklemekten hal oldum. Neyse sonrasında zemin boyayıp peçeteyi yapıştırdım. Bu da kolay olmadı. Bu deseni çok sevmiştim ama peçete olarak değil mendil olarak satılıyordu. Peçete gibi üzerinden yapıştırmak istedim. Ancak sanırım kalın olduğu için yapışkan içine nüfuz edip zemin ulaşamadı ve yapışma gerçekleşmedi. Ben de önce zemini kapladım peçete tutkalı ile sonra da üstünden tekrar gittim tutkallı fırça ile. Ama bu arada desende esneme ve kırışmalar oluştu birazıcık. Sonrasında da boyutlu boya ile olaya biraz ışıltı kattım.

Sonuç hoştu, ben beğendim, umarım sahibide beğenir ve kullanır.

İşte böyle güzel bir günün ardından eve dönerken bir de ufak kaza geçirdik. Arkadan çarpan alkollü sürücü sayesinde 3 saatimiz karakolda geçti ama ciddi bişey yok. Şimdi sadece gülümseyerek hatırlıyoruz alkolün neden olduklarını.


12.04.2011 _ Salıpazarı

1 Nisan 2011 Cuma

Kız Bebek İçin...



























Bu aralar yaptığım çalışmaları bloğuma ekleyemedim. Gerçi fazla da çalışma yapamadım ama bu bir kaç tane için de zamanım olmadı doğrusu. İnsan bazen hiç bir şey almak istemiyor eline. Öylece geçiyor zaman her türlü. Sen oturup bekliyorsun diye zaman da beklemiyor. İşte bu aralar yaptığım ve en keyif aldığım işlerden biri. Bir iş arkadaşımızın doğacak minik kızı için yaptım bu çalışmayı. Bir el arabası ve kutu. Hertürlü bebek odasında kullanılır diye düşündüm. Sonra kız olacağı için de rengin pembe, kırmızı olmasını istedim. Aslında çok fazla zamanımı da almadı, hızlı ve keyifli bir şekilde tamamlandı bu takım. Sadece buraya eklenmesi zaman aldı. Zemini boyadıktan sonra koyu tanu ile şeritler oluşturdum. Sonra el ile çiçekler, yeşillikler yaptım. Sonrada elimde bulunan hayvan, güneş figürlerini yapıştırdım. Umarım keyifle, sağlıkla iyi günlerde kullanırlar.






01.Nisan.2011_ Salıpazarı

29 Mart 2011 Salı

Elveda

İnsanın ne eli gidiyor yazmaya ne de dili söylemek istiyor. Toprağın altına bırakıp gelmek bile insanı inandırmaya yetmiyor. Ama malesef “Elvada” demek gerekiyor bazen. 37 yaş ne ki? Sabah iş için evden çıkıp sonra geri dönememek... Hayatta gördüğüm eşine aşık, dilinden düşürmeyen ender insanlardan biri idi. Oğlunun üzerine nasıl da düşerdi. Her sabah evden çıkmadan önce telefonu ile çektiği resimler vardı, oğlu uyurken. Şimd artık onun büyüdüğünü göremeyecek, düştüğü zaman kaldırıp, kucaklayamayacak. Hayat ne kadar acımasız ve adiliyetten uzak. Elveda Cem...

17 Ocak 2011 Pazartesi

2011'e girerken, hüzün ve kutlama

Yeni yılın ilk ayını bile yarıladık. Ne kadar hızla akıp gidiyor zaman.

Bu koşturmanın içinde insan anlıyamıyor.

Ama tersi daha mı iyi sanki?

Anneannemi ziyaret ettim de dün hatanede, yoğun bakım odasında. Öylece yatıyor, 24 saat. Zaman nasıl geçer ki. Nasıl da bir hüzün gözlerinde. İnsan dayanamıyor. Keşke yanına girip en azından elini tutabilsek, yanında olduğumuzu hissettirebilsek.

El salladık, camın ardından. Gördü, tanıdı mı bilmiyorum ama uzunca bir uğraştan sonra, ağır çekimde el salladı.

Umarım ağrısı, sancısı yoktur...










Bu arada yeni yıl bir yandan yeni umutlar demek. Bu heycanlarla da kutlamalar demek. Yıl başını bir arkadaşımızın evinde 5 aile bir arada geçirdik. Gönül her birine hediye vermek istedi ama olamadı malesef. Ben de ev sahibine giderken yaptığım kek ve fondonları içine koyup sunabileceğim kaplar yaptım yılbaşı temalı.

İki adet cam tabak ve bir de sepet. Bunları peçete tekniği ile süsleyip hazırladım. Herkes beğendi. Umarım sizde beğenirsiniz. Biraz geç kaldım burada yayınlamak için ama bazen oluyor işte.
























17.01.2011 _ Salıpazarı

21 Aralık 2010 Salı

Küçük küçük...

Bunlarda araya sıkışan minik minik işlerim. Hani günlük hayatın içinde bazı eşyaları kullanıma sokmak için yapılmış iki küçük iş.

İlki her örneğini gördüğümde beni heyecanladıran kutu kaplama denemelerimden biri. Bu kutuların takı için uygun olduğunu düşündüm. Her bir bölmesine bir takıyı yerleştirerek, özellikle küpeler veya minik setler için diğer parçasını arama sıkıntısında kurtuluruz mantığı vardı bende. Hatta bu kutu içindeki bölmeli kısımlar 2 adet olduğu için daha da kullanışlı olur diye düşündüm, kendimce.
Çok beğenerek aldığım kırmızı kağıtları kullandım kutuyu kaplarken. Aslında kapladıktan sonra da biraz sim, biraz boncukla ve belki de kurdele ile daha kokoş bir kutu oluşturmaktı amacım. Ama kızım kendisine yaptığımı öğrenince bu halde bırakmamı istedi. Hatta içindeki 2 adet olan bölmeli tabakanın biri çöpe gitti ve şu anda bu hali ile kutu kullanımda.
Ben yine de keşke kızıma söylemeden şöyle kokoş bir kutu yapsaydım diyorum her gördükçe onu.








İkincisi ise oğlum için yaptığım çalışma. Kendisi etüdlü okula gidiyor, ağır işçi modunda. Sabah 9 akşam 18 arası okulda. Bu nedenle eve çanta gidip gelmiyor, o da bu minik çanta bozuntusu dosya ile bir şeyler taşıyor okulla ev arası hergün.
Bu geçen sene aldığımız dosya idi. Tabi görüldüğü gibi çok kötü olmuştu son zamanlarında görüntüsü. Kenarlar ayrılmış, kırılmış, desen bozulmuş. Oğlum benim çok talepkar bir çocuk değildir, öyle gidip geliyordu. Ama bilirim ki farklı bir şey olursa da çok mutlu olur, hakkını verir.
Bende yeniden değerlendirelim çantayı dedim. Önce kenarları sağlamlaştırmak ve düzeltmek için koli bandı ile geçtim. O hali ile gösterdim ona. Bak ne yaptım, nasıl olmuş diye sordum. Canım benim hiç kimseyi kırmak istemez. Güzel dedi geçti. Sonra yine çok beyenerek aldığım bir yapışkanlı kağıt ile kapladım zemini. Öyle gösterdim. Sevincini görmeliydiniz.
Sonra da itiraf etti zaten, “ben seni üzmemek için güzel demiştim ama beğenmemiştim” dedi, bir önceki hali için.
Sonra da kitabındaki Ben Ten çıkartmalarını yapıştırmaya karar verdik birlikte. O işi de kendi üstlendi, büyük bir ciddiyetle de yaptı.

21 Aralık 2010 - Fındıklı

20 Aralık 2010 Pazartesi

Kuzenimden kutular




Kendini “çekirge” ilan eden kuzenimin yaptığı çalışmalar bunlar. Ben de “bayan bilen” olarak tabi kaprislerimi yaptım ama yılmadı, heyecanla, şevkle boyadı. Bu arada da benim yaptığım çalışmalara danışmanlık yapmaktan, fikir üretmekten de geri kalmadı.
İnsanın sevdiği bir işi yapması güzel ama, yaparken aynı şekilde keyif alan birileri ile birlikte olması daha da keyifli. Bunu bir kez daha hatırlamış oldum. Yıllardır evde yalnız yaptığım için boyamalarımı bu keyif yaşamak ayrı bir güzellikti.
Daha önce de bir tepsi boyamıştı kendileri.
Bu sefer kutu çalışmak istemiş hemde bayağı bir teferuatı olan kutulardan alıp gelmiş. Ama pek beceriklidir kendisi, tabiki üstesinden geldi. Üstelik zevkine çok güvenirim.
Yalnız pek bir depresif renkler almış, peçete çalışamadık bu nedenle. Biz de dekopaj yaptık. Üstelik çok beğendiğim desenlerden seçti, renkler de zemin ile çok güzel bir uyum sergiledi. Sonuçlar bence çok başarılı oldu. O da birilerine hediye edecek, yılbaşı için. Eminim alanlar mutlu olacaklardır.

20 Aralık 2010_ Salıpazarı