29 Mart 2011 Salı
Elveda
İnsanın ne eli gidiyor yazmaya ne de dili söylemek istiyor. Toprağın altına bırakıp gelmek bile insanı inandırmaya yetmiyor. Ama malesef “Elvada” demek gerekiyor bazen. 37 yaş ne ki? Sabah iş için evden çıkıp sonra geri dönememek... Hayatta gördüğüm eşine aşık, dilinden düşürmeyen ender insanlardan biri idi. Oğlunun üzerine nasıl da düşerdi. Her sabah evden çıkmadan önce telefonu ile çektiği resimler vardı, oğlu uyurken. Şimd artık onun büyüdüğünü göremeyecek, düştüğü zaman kaldırıp, kucaklayamayacak. Hayat ne kadar acımasız ve adiliyetten uzak. Elveda Cem...
17 Ocak 2011 Pazartesi
2011'e girerken, hüzün ve kutlama
Yeni yılın ilk ayını bile yarıladık. Ne kadar hızla akıp gidiyor zaman.
Bu koşturmanın içinde insan anlıyamıyor.
Ama tersi daha mı iyi sanki?
Anneannemi ziyaret ettim de dün hatanede, yoğun bakım odasında. Öylece yatıyor, 24 saat. Zaman nasıl geçer ki. Nasıl da bir hüzün gözlerinde. İnsan dayanamıyor. Keşke yanına girip en azından elini tutabilsek, yanında olduğumuzu hissettirebilsek.
El salladık, camın ardından. Gördü, tanıdı mı bilmiyorum ama uzunca bir uğraştan sonra, ağır çekimde el salladı.
Umarım ağrısı, sancısı yoktur...

Bu arada yeni yıl bir yandan yeni umutlar demek. Bu heycanlarla da kutlamalar demek. Yıl başını bir arkadaşımızın evinde 5 aile bir arada geçirdik. Gönül her birine hediye vermek istedi ama olamadı malesef. Ben de ev sahibine giderken yaptığım kek ve fondonları içine koyup sunabileceğim kaplar yaptım yılbaşı temalı.
İki adet cam tabak ve bir de sepet. Bunları peçete tekniği ile süsleyip hazırladım. Herkes beğendi. Umarım sizde beğenirsiniz. Biraz geç kaldım burada yayınlamak için ama bazen oluyor işte.

17.01.2011 _ Salıpazarı
Bu koşturmanın içinde insan anlıyamıyor.
Ama tersi daha mı iyi sanki?
Anneannemi ziyaret ettim de dün hatanede, yoğun bakım odasında. Öylece yatıyor, 24 saat. Zaman nasıl geçer ki. Nasıl da bir hüzün gözlerinde. İnsan dayanamıyor. Keşke yanına girip en azından elini tutabilsek, yanında olduğumuzu hissettirebilsek.
El salladık, camın ardından. Gördü, tanıdı mı bilmiyorum ama uzunca bir uğraştan sonra, ağır çekimde el salladı.
Umarım ağrısı, sancısı yoktur...
Bu arada yeni yıl bir yandan yeni umutlar demek. Bu heycanlarla da kutlamalar demek. Yıl başını bir arkadaşımızın evinde 5 aile bir arada geçirdik. Gönül her birine hediye vermek istedi ama olamadı malesef. Ben de ev sahibine giderken yaptığım kek ve fondonları içine koyup sunabileceğim kaplar yaptım yılbaşı temalı.
İki adet cam tabak ve bir de sepet. Bunları peçete tekniği ile süsleyip hazırladım. Herkes beğendi. Umarım sizde beğenirsiniz. Biraz geç kaldım burada yayınlamak için ama bazen oluyor işte.
17.01.2011 _ Salıpazarı
21 Aralık 2010 Salı
Küçük küçük...
İlki her örneğini gördüğümde beni heyecanladıran kutu kaplama denemelerimden biri. Bu kutuların takı için uygun olduğunu düşündüm. Her bir bölmesine bir takıyı yerleştirerek, özellikle küpeler veya minik setler için diğer parçasını arama sıkıntısında kurtuluruz mantığı vardı bende.
Çok beğenerek aldığım kırmızı kağıtları kullandım kutuyu kaplarken. Aslında kapladıktan sonra da biraz sim, biraz boncukla ve belki de kurdele ile daha kokoş bir kutu oluşturmaktı amacım. Ama kızım kendisine yaptığımı öğrenince bu halde bırakmamı istedi. Hatta içindeki 2 adet olan bölmeli tabakanın biri çöpe gitti
Ben yine de keşke kızıma söylemeden şöyle kokoş bir kutu yapsaydım diyorum her gördükçe onu.
Bu geçen sene aldığımız dosya idi. Tabi görüldüğü gibi çok kötü olmuştu son zamanlarında görüntüsü. Kenarlar ayrılmış, kırılmış, desen bozulmuş. Oğlum benim çok talepkar bir çocuk değildir, öyle gidip geliyordu. Ama bilirim ki farklı bir şey olursa da çok mutlu
Bende yeniden değerlendirelim çantayı dedim. Önce kenarları sağlamlaştırmak ve düzeltmek için koli bandı ile geçtim. O hali ile gösterdim ona. Bak ne yaptım, nasıl olmuş diye sordum. Canım benim hiç kimseyi kırmak istemez. Güzel dedi geçti. Sonra yine çok beyenerek aldığım bir yapışkanlı kağıt ile kapladım zemini. Öyle gösterdim. Sevincini görmeliydiniz.
Sonra da itiraf etti zaten, “ben seni üzmemek için güzel demiştim ama beğenmemiştim” dedi, bir önceki hali için.
21 Aralık 2010 - Fındıklı
20 Aralık 2010 Pazartesi
Kuzenimden kutular
İnsanın sevdiği bir işi yapması güzel ama, yaparken aynı şekilde keyif alan birileri ile birlikte olması daha da keyifli. Bunu bir kez daha hatırlamış oldum. Yıllardır evde yalnız yaptığım için boyamalarımı bu keyif yaşamak ayrı bir güzellikti.
Daha önce de bir tepsi boyamıştı kendileri.
Bu sefer kutu çalışmak istemiş hemde bayağı bir teferuatı olan kutulardan alıp gelmiş. Ama pek beceriklidir kendisi, tabiki üstesinden geldi. Üstelik zevkine çok güvenirim.
Yalnız pek bir depresif renkler almış, peçete çalışamadık bu nedenle. Biz de dekopaj yaptık. Üstelik çok beğendiğim desenlerden seçti, renkler de zemin ile çok güzel bir uyum sergiledi. Sonuçlar bence çok başarılı oldu. O da birilerine hediye edecek, yılbaşı için. Eminim alanlar mutlu olacaklardır.
20 Aralık 2010_ Salıpazarı
19 Aralık 2010 Pazar
KLIMT Desenli çalışma
Neyse sonra ne yapacağıma karar verdim, nasıl kullanacağımı biliyordum ama nasıl bir desen ve renk kullanmalıydım ona karar vermem gerekiyordu. Zaten elimde yapmaya devam ettiğim, yarım kalan işlerim olduğu için de bir süre bu soru ile yaşadım.
Bu sorunun cevabını kendi kendime verip, üzerinde kullanacağım bu peçeteleri alalı bile 3 hafta
Geçen hafta vaktim olunca da önce zemini krem rengi boyayarak başladım. Zeminin üzerine direk peçeteleri yapıştırsam baktım istediğim sonucu elde edemiyorum hemen stencil fırçaları ile açıklı koyulu, kızıl tonlu kahve rengilerle ponponlayarak zemini hareketlendirdim. Bu arada peçete yapıştıracağım alanı açık renk bırakmaya özen gösterdim.
Sonraki adımım peçeteleri yapıştırmak oldu. Baktım yine zeminde bir eksiklik var hemen resimlerin kenarını kontürle belirginleştirdim. Sonra da zemine Klimt desenleri detaylarına
Özellikle elde yaptığım desenler nedeni ile oldukça vaktimi almasına rağmen baktığımda sonuç benim çok hoşuma gitti. İyi ki uğraşmışım dedim kendi kendime.
Yelpaze kısmında resimlerin üst üste gelmesi nedeni ile bazı bölümlerinde düzeltmeler yapmam gerekecek ama bu hali bile hoşuma gitti. Kendi yaptığım iş olmasından muhtemelen. Ama düzeltmeleri de yapacağım kısa sürede ve devamını da yapıp sonucu tekrar sergileyeceğim.
Bu hali bile beni çok heyecanlandırdığı için buraya eklemek ihtiyacı duydum., bekleyemedim. Belki bu hataları nasıl düzeltebileceğim konusunda da farklı fikir verenler de olur bu arada.
19 Aralık 2010_ Esentepe, İstanbul
30 Kasım 2010 Salı
ÇİÇEKLİ BANYO SETİ
Aslında çok severek yaptım. Yeşillikler içinde mine gibi rengarenk çiçekler.
Ama nedense bitirdikten sonra emin olamadım. Banyoma da renk olarak uymadığı için kullanamadım. Öylece oradan oraya atılıp duruyorlardı.
Kırmızı banyo setini yaparken bunları tekrar boyayıp, hayata kazandırayım bari dedim. Kuzenim gelmişti. Ne kadar güzel bunlar, ben kullanırım bunları diyince ona hediye ettim. Doğrusu mutlu da oldum. Çünkü gerçekten severek yapmıştım bunları.
Bu arada ahşap sepet ve mendil kutusunu satın almıştım ama ortadaki kase bir arkadaşıma gelen hediye çiçakten artan çanaktı.
Zemini açık renk boyayıp, stencil fırçaları ile değişik tonlarda yeşil ve sarıyı zemine darbeler şeklinde uyguladım.
Sonra da rengarenk çiçekleri stencil ile yaptım. Bunlara da sap gerekiyordu. Onları da ekledim.
Umarım kuzenimde severek kullanır, iyi günlerde.
Salıpazarı - 30.11.2010
29 Kasım 2010 Pazartesi
KIRMIZILI BANYO TAKIMI
Eşimin yurt dışı seyahati araya girince ben de tüm ev işlerini bırakıp bari öncelikli olan bir projemi bitireyim istedim. Kızkardeşimin arkadaşı için istediği banyo seti vardı.
Öncelikle onu yaptım. Böylece kafamda olup da denemediğim teknikleri de denemiş oldum. Öncelikle banyo beyaz olduğu için renkli bir çalışma olmasına ve renkte de kırmızı, bordo tonları olabileceğine karar vermiştik. Bu tonlarda uygun olabilecek ve fazla sayıda olan sadece bu desende peçete vardı elimde. Böylece desen seçimi kolay oldu.
Sonra gidip yedek tuvalet kağıtlarını saklamak için ahşap kutuyu aldım. Bir de cam sabunluk ile
Ahşap malzeme, sabunluk, ve sepetleri boyayarak başladım. Üzerlerine peçete tekniği ile desenleri geçirdim. Ancak sepette iri iri boşluklar olunca buraları peçete ile yapmak içime sinmedi. Bende böylece hamu ile çalışmayı denedim bir kez daha. Değişik boyutlarda dikdörtgenler yaptom ve bunları beya ile boyadım. Boya kuruyunca üzerlerine peçete kapladım ve sepetin etrafına yapıştırdım. Set mantığı korunsun diye benzerlerini ahşap kutu için de yaptım. Ama onları peçete ile kaplamayıp sadece ekose boyadım. Bu arada hamurdan iki adet de kalp yapıp ortalarından ip geçirmek üzere delikler açıp, onları da peçeteledim.
Marketten tesadüfen tam da kullandığım renkte bir mendil kutusu buldum, plastikten. Üstelik tekrar doldurulabilen bir kutu. Bunun üzerine de hamur dan çalıştığım parçalardan koydum.
Bakınca hoşuma gitti, renkli cıvıl cıvıl ama biraz da pırıltı gerek diye düşünüp hafif bir altın ışıltısı kattım. En son vernikleyip, sepete evde bulduğum bir kırmızı kurdeleyi fiyonkla bağladım.
İşte benim banyo setim. Ben beğendim. Annem, kızım ve kardeşim de beğendiler. Umarım sahibi de beğenir ve iyi günlerde kullanır.
Bu arada sepet boyamayı ilk kez denemiş oldum. Hamur ile çalışmam ise ikinci oldu. Ama hala istediğim düzgünlükte bir yüzey ve kesim elde edemiyorum. Bir şeyleri eksik veya hatalı yapıyorum ama ne acaba?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)