5 Ocak 2010 Salı

Yılbaşı Hediyelerim


Bu çalışmayı yılbaşı akşamı arkadaşlarmıza hediye etmek için hazırladım. Aslında yılbaşı öncesi buraya eklemek istemiştim ama bir türlü olmadı.

Sevgili eşim Pazar günü hep beraber gidiyoruz diyince ahşap malzeme alacak fırsatım olmadı. Ailece beraber çıktığımız Beyoğlu yürüyüşü esnasında ortaya attığı herkese çorap hediye etmek fikrini hemen hayata geçirince kendimizi çorap seçerken bulduk. Sonra “ya biz en iyisi ikincileri de alalım, bu az oldu” demesiyle ben atıldım, bırak ben bir şeyler yapayım diye.
Neyse efendim, ogün fazla yapacak bir şeyim yoktu. Malum, geç vakit eve dön, ertesi gün çocukların okulları için hazırlık yap, ütü vs. vs. vs...

Pazartesi günü de yağmurlu bir gündü. Deli gibi bir trafik.... Eve iş yerinden dönmem saatlerimi aldı. Ama gün içinde hazırlık yapmışım. Ne hediye hazırlayacağım, bunlar için neler alacağıma ait bir listem var elimde. Biliyorum ahşap bulamam bizim oralarda ama banyo seti yapabilirim diye düşündüm. Migrostan diş fırçaları için bir bardak, sıvı sabun için sabunluk, sonra mum ve sabunlar, bir de evde daha önce Tepe’den aldığım havlular.

Ama işyerindeki bu hesap çaşıya uymadı. İstediğim bardağı ve sabunluğu bulamadım. Yağmur yüzünden de bir yere gidemedim. Ben de konsepti aynı tutup malzemeleri değiştirdim. Kutu mendil aldım ve kulak çubukları.

Daha önce iş yerinden eve götürdüğüm kahve kutusunu boyayım dedim ama boya tutmadı. Olsun çare mi yo, önce peçete kapladım sonra boya attım üstüne. Eh havlularım krem rengi olunca onları da aynı renk boyadım. Kapaklar zaten uygun, kahve rengi, olduğu gibi bıraktım. Sonra üzerlerini peçete ile süsledim ve boncuk boya ile. Tabi aynı peçeteyi hepsine kullandığım için farklı tasarımlar uyguladım üzerlerine. Üç aileye de aynı malzemeler ile farklı şeyle vermek istedim.

Beni en zorlayan da selpak kutuları oldu. Koyu renklerin üzerini kapatabilmek için kat kat boya vurmam gerekti. Ne yazık ki gelip geçici. Ahşap veya başka bir mazlemeden olabilseydi keşke.

Aynı peçete uygulamasını selpak kutularına, mumlara ve kulak pamuğu kutularına da yaptım. Kafamda aynı desenleri havluya da taşımak vardı ama o kenar bantlarının üzerinde koyu renk çizgiler varmış. Ben de vazgeçtim. Aklımda olsun, bundan sonraki uygulamalarımda yapacağım.

Neyse efendim. İşte benim yılbaşı hediyelerim böyle bir gecede hazırlandı. Bir gece dediysem de o gece saat 2:30’a kadar otudum. Boyutlu boyalarımın ucları bozulmuş. Onlar da beni zorladılar. Tabi ertesi gün işten gelince de bunları verniklemem gerekti.

Vaktim olabilseydi hediye çantaları da yapacaktım. Ama bir yandan işyerindeki yoğunluk, bir yandan evdeki, bir de hastalığım eklenince onları satın almak zorunda kaldım. Havlu ve sabunları kutuların içlerine, onları da diğerleri ve çoraplarla birlikte hediye çantalarına yerleştirdim.

Şimdi kafamda böyle bir- iki set yapıp kenara koymak var. Bir de bebekler için benzeri birşeyler yapılabilir diye düşnüyorum. Mesela 2-3 kutu hazırlamak. Birinin içine bir tulum, diğerine body, diğerine oyuncak falan koyup kurdele ile bir araya getirilebilir.

Bizim işyerindeki arkadaşa söyledim. Boşaldıkça bu kutulardan ayarlayacak bana. Zaten açma halkalarını da istedim. Malum çerçevelerin arkalarına askılık olarak kullanabiliyoruz.

İşte yeni yıl hediyelerimin hikayesi bu. Beğendi arkadaşlarım ve bu beni mutlu etti. Keşke daha önce hazırlanma ve daha kalıcı versiyonlarını sunma şansım olsaydı.

05.01.2010 - Salıpazarı

2 Ocak 2010 Cumartesi

Yeni Yıl

Bugün biraz geç olsa da yeni yıl ile ilgili yazmak istedim.

Güzel bir yılbaşı gecesi geçirdik. Ailece ve sevdiğimiz arkadaşlar ile birlikte mütevazi bir otelde hoş bir gece.

Sıcak ve samimi bir ortamın dışında gecenin başarısı orkestranın kalitesindendi daha çok. Bir de arkadaşlarımızdan birinin çocuklar için hazırladığı süpriz unutulmazdı. Grupta bulunan onüç çocuk için Noel Baba kılığına girerek hepsine hediyeler sunması inanılmazdı.

Yeni yıldan önce bu gece için hazırladığım hediyeleri buraya eklemek istemiştim ama olmadı. Fotoğrafları aktarma için kullanacağım kablo işyerinde kalmış. En kısa zamanda yapacağım bu işi.

Neyse bu yazının amacı bu değildi. Yeni yıl için hedeflerimi kendime hatırlatmak, notlar düşmekti kendim için.

Öncelikle bu yılı kendime toparlanma yılı ilan ediyorum. Bunu da iki şekilde yapmayı planlıyorum:

1-) Evdeki yarım işlerimi bitirmek. Neler var yarım olan. Bir adet yap-boz, bir sürü örgü, dantel, yarım kalmış ahşap boyamalar ve 3 adetlik set olası beklenen etamin işleri. Bir listesini yapmalıyım önce.

2-) Evimde hep yapmak istediğim halde başlayıp yarım bıraktığım toparlanma hareketleri. Hobi malzemelerimi bir araya getirmek, kileri toparlamak, mutfak kilerine istediğim şekli vermek, kızımın ve oğlumun odalarını onlar için daha kullanışlı hale getirmek. Ha bir de şu nefret ettiğim salon perdelerine çözüm üretmek.

Daha önce yaptığım şeyler genelde birilerine hediye vermeye yönelikti. Birilerine birşeyler vermeyi seviyorum. Çocuklar ne zaman bir şeyler yapsam ne olursun bu bize olsun diyorlar, sonra da sitem ediyorlar. İşte bu yıl biraz evim için birşeyler yapmaya çalışacağım.

Ha evet var aklımda hediye olarak yapmak istediğim bir sürü şey. Umarım onlara da zaman bulabilirim ama önceliğim bu sene evim olsun istiyorum.

Bir şey daha istiyorum bu yıl, kızım ile yaşadığım sorunların azalmasını. Burada nasıl bir denge sağlayabilirim bilmiyorum hiç ama bu konuda birşeyler yapmam gerekiyor.

Umarım iyi bir yıl olur 2010, yaşadığımız tüm hastalık ve diğer olumsuzluklar 2009 da kalsın.

Gayrettepe - 02.01.2010

16 Aralık 2009 Çarşamba

Yeni Çubuk panolar







Çubuklara Devam

Daha önce oğlum için (http://naz11-iz.blogspot.com/2009/10/cubuklardan-cerceveye.html) yaptığım panoyu gören kızım, kardeşim ve kuzenim “biz de isteriz” diyince onlar içinde çalıştım.
Onların istediği renkleri kullandım.
Mor çerçeve kızım için. Renkli olan kuzenime, siyah olansa kardeşime. Yine kahve çubuklarını kullandım. Ancak bu sefer küçük boy çubuklar olmadığı için daha standart çeçeveler çıktı ortaya. Kızıma söz verdim, kısa olanlardan da bir yerlerden bulup eklemeler yapacağım onun panosuna.
Sonra bir gün kendi çalıştığım merkez ofis değil de bölge ofisine gidince ne göreyim. Meğer kısa çubukları orada çalışırken toplamışım. Bir miktar kapıp geldim ama daha üzerinde çalışmaya başlamadım.
Bir de bunları duvara nasıl asmalı diye düşündüm. Alternatif olarak evdeki boncukları kullandım.
Aslında minik minik süsler de kullanılabilirdi çerçeve kenarlarnda. Ama fon da hareketli olunca çerçevenin sade olmasını tercih ettim.
Şimdi sırada bu çubuklarda ayna var. Bakalım ne zamana kısmet.

Salıpazarı – 16.12.2009

23 Kasım 2009 Pazartesi

Tina için




Bu takımı kardeşimin siparişi üzerine yaptım.
Sevdiği bir arkadaşının yeni evi için. Bir adet gazetelik kapı için ve anahtarlık.
Canlı canlı renkler kullandım gönlümce. Bu renkleri sevsem de ev eşyalarında bulunduğu ortamı tamamlama kaygısı nedeni ile fazlaca kullanamıyorum.
Ama kardeşim arkadaşının canlı renkleri sevdiğini ve özellikle mavi tonlarını kullanabileceğimi söyleyince mutlu oldum.
Önce balıklı bir şeyler düşündüm. Sonra aldığım şu plastik dantel gözüme çarptı. Ne yapayım derken aklıma dantelin motiflerini tek tek ayırmak geldi. Ben de öyle yaptım. Sonra onları ayrı renklerde boyayıp, altın rengi ile eskittim. Aralara eklediğim minik tamamlayıcı motiflari ise sadece altın rengi boyadım.
Bunları yapıştırınca baktım şöyle, hoşuma gitti ama birşeyler eksikti. Ben de büyük motiflerde boşluklara, ara desenlerde de tam ortalara boyutlu boya ile minik dokunuşlar şeklinde sedef rengi inciler bıraktım. Hala gözüme çalışma tamamlanmamış göründü. Ne yapayım derken gecenin o vakti aklıma yinde sedef rengi boya ile yıldızımsı şekiller geldi. Onları kondurunca şimdi oldu dedim.
Tabi bu süreç böyle kısacık anlatılsa da iş sonrası, ev işlerinden artan vakitte yapıldığı için bir kaç gün sürüdü. Vernikleme ise neredeyse 2 haftamı aldı. Parlak vernik attım. Ama sorun neyse bir türlü kurutamadım. Sürekli yapış yapış bir durum. Bazı yerde boyalar bile kalktı bu yüzden. Üstüne sprey vernik atmak zorunda kaldım.
Neyse şu anda bitmiş durumda. Geldiğinde kardeşime teslim edebilirim.
Güle güle kullansın Tina yeni evinde, sağlık ve huzur eşliğinde...

23 Kasım 2009 - Çayırova

12 Kasım 2009 Perşembe

Öylesine....

Bu aralar buraya yeni birşeyler ekleyemiyorum.
Ama bu boş durduğum anlamına gelmiyor.
Yarım işlerim var, hepsi tamamlanmak üzere son dokunuşları bekliyor.
  • Öncelikle iki haftadır elimde olan, oğlumun odasına raf olarak hazırladığım bir adet çekmece var, ortalarda dolanan. Verniklenecek ve hazır halde bekleyen rafı çakılarak duvara yerleştirilecek.
  • Sonra kardeşimin, arkadaşı için istediği ve dün son dokunuşlarını yaptığım, verniklenmeyi bekleyen anahtar kutusu ve kapı için gazetelik var.
  • Oğlum için yaptığım panoyu (http://naz11-iz.blogspot.com/2009/10/cubuklardan-cerceveye.html) beğenip istedikleri için boyamalarını tamamladığım, bu akşam birleştirmelerini yapacağım 3 adet pano var. Biri kızıma, biri kardeşime ve bir de kuzenime.

Bunları bitirebilirsem sırada yazın başladığım bir tepsi ile vazo var. Bazen insanın elinde bir şey bekledikçe bekler ve bir türlü tamamlanmaz ya ,bu ikisinin de başına gelen bu. Ama kararlıyım bu ay bitmeden ikisi de bitmiş olacak.

Bir de tabi sağlığım için başladığım ve tabi ki görüntü olarak da iyileşmeyi umduğum spor saatlerim var. Haftada 4 gün devam ediyorum. İş arkadaşıma konsepti anlatınca bana "hamster" lakabını uygun buldu, ama iyi yoldayım. İki aydır devam ediyorum. Yaza kadar devam etsem her türlü sonuçtan memnun olacağım sanırım.

İşte böyle. Keyifsiz iş saatlerine inat dışarıdaki vaktim yoğun ve keyifli geçiyor. Bunları da yapmasam "depresyondayım" diye şarkı söylüyor olurdum sanırım. Şimdi en azından farkına varmıyorum, öyle isem bile.......

Salıpazarı, 12 kasım 2009

26 Ekim 2009 Pazartesi

Çubuklardan çerçeveye

Uzun zamandır işlerin yoğunluğu, tatil, okul hazırlıkları, rahatsızlıklar derken buraya birşeyler ekleyememiştim.
Aslında bir nedeni de bu aralar spora başlamam. Böyle olunca bir şeyler yapmaya enerjim de, vaktim de kalmıyor. Bir şeyler yapsam bile bu sefer de buraya eklemeye fırsatım olmuyor.
Bugün izin kullanıyorum. Ne heveslerim vardı. Ama saat 14:00’e kadar yine işlerle, yönetim kurulu sunumu ile uğraştım. Neyse bundan sonra yemek, evi toparla derken birşeyler yapamasam da bari şu oğlumun odası için yaptığım panoyu eklemeye zaman ayırayım diye düşündüm.
Bunlar son yıllarda hayatımızda iyice yer tutmaya başlayan kafelerde, kahve ile birlikte verilen çubuklar. Malum farklı markalar olduğu için ebatlar da farklı olmuş. Çoğunu da kuzenim sağ olsun toparlayıp getirdi.
Neyse efendim ben bunları bir güzel boyadım, siyah ile. Sonra sıcak silikon ile birbirine bir güzel tutturdum. Hatta ilk yaparken pek bir şeye benzetememişim, söküp tekrar yapıştırdım. Bu nedenle de yakından bakınca bazı işçilik hataları görülüyor ama ne yapalım.

Sonra oluklu mukavva diyorlar sanırım, oğlumun sevdiği portakal rengi kartonu da arkadan aynı şekilde silikonladım. Üzerlerine oğlum futbol hastası olduğu için, futbol ile ilgili netten bulduğum ve hoşuma giden fotoğrafları yapıştırdım.
Ancak bu evde nekadar kalacağımız belli olmadığı ve duvara fazla çivi çakmayı istemediğim için bunları yine bu çubuklarla, ancak bu sefer kısa kısa kırarak arkadan, istediğim kompozisyonda birbirine tutturdum. Son olarak da iki kutu açma halkası ve oğlumun eski eşortmanının bel ipi ile bu panoyu saatın asılı olduğu çiviye tutturdum.
Sonucu evdekiler, eşim dahil beğendi. Hatta kızım odası için, kardeşim ofisi için sipariş verdi. Yakında onların ki de tamamlanır (inşallah).

26 Ekim 2009 - Gayrettepe

13 Eylül 2009 Pazar

Kızımın Nazarlığı


Merhaba,

Hastalık ve ardından tatil derken bir süredir birşeyler yapamadım. Yapamamak bir yana daha önce yapıp bitirdiğim nazarlığımı bile buraya ekleme fırsatım olmadı.

Keyifli bir tatildi. Çocuklar artık bizim de tatil yapmamıza imkan verecek kadar büyümüşler bunu hissettim bu yıl. Hava da Eylül olması nedeni ile çok güzeldi. Tatildeki rahatsızlıklara rağmen keyif verdi doğrusu.
Bir de yeniden değerlendirdiğim siyah bluzumu giydim.
Beraber gittiğimiz arkadaşlar çok beğendiler. Doğrusu bende çok sevdim. İyiki yamışım dedim içimden. Daha çok denemeler yapmalıyım bu konuda.

Bu arada tatile gimeden çok önce bitirmiştim bu nazarlığı. Kızımın odası için düşündüm aslında. Şimdilik annemin bahçesinde olduğumuz için akşamları orada, potaya asıyorum. Arkadan gelen ışıkla rengarenk parlıyor. Aslında hiç başarılı değil fotoğraflar ama şimdilik daha iyisini beceremiyorum.

Bu objelerin hepsi kızımın küçüklüğünden kalma. Kimisi kolye, kimisi toka, kimisi yüzük. Hatta doğumgünü pastalarından birinden kalan bir balerin bile var aralarında. Hani küçük hanımların hoşuna giden bir sürü kokoş malzeme.

Aslında sağlam kalan tokarı çevredeki küçük hanımlara dağıtmıştım ama bunlar lastikleri bozulanlar. Neyse bunları ve bir sürü barbi malzemesini; hani şu makyaj malzemeleri, minik çanta ve ayakkabılar; saklamıştım. Amacım kızımın odasına bir ayna veya resim çerçevesi yapmaktı bunlarla. Çocukluk anılarını çağrıştıran bir şeyler olmasını istemiştim. Ama bu yaz bütün aramalarıma rağmen barbi malzemelerini bulamadım. Sanırım birilerine dağıttım onları da.

Bu arada 10marifette nazarlıkları görünce kalan tokalardan nazarlık yapmaya karar verdim. Bunun için hepsini misinaya dizdim. Uçalarına da evdeki değişik değişik nazar boncuklarını ekledim. Şimdilik bahçede kullandığım için askısını uzun tuttum. Ama odada kullanırken biraz kısaltmayı planlıyorum. Aslında bunları daha kısa tutup avizenin kenarından da sarkıtabilirmişim kızımın odasında. Işık ile öyle güzel parıldıyorlar ki...

Gayrettepe – 13.09.2009