Neyse efendim, ogün fazla yapacak bir şeyim yoktu. Malum, geç vakit eve dön, ertesi gün çocukların okulları için hazırlık yap, ütü vs. vs. vs...
Ama işyerindeki bu hesap çaşıya uymadı. İstediğim bardağı ve sabunluğu bulamadım. Yağmur yüzünden de bir yere gidemedim. Ben de konsepti aynı tutup malzemeleri değiştirdim. Kutu mendil aldım ve kulak çubukları.
Beni en zorlayan da selpak kutuları oldu. Koyu renklerin üzerini kapatabilmek için kat kat boya vurmam gerekti. Ne yazık ki gelip geçici. Ahşap veya başka bir mazlemeden olabilseydi keşke.
Neyse efendim. İşte benim yılbaşı hediyelerim böyle bir gecede hazırlandı. Bir gece dediysem de o gece saat 2:30’a kadar otudum. Boyutlu boyalarımın ucları bozulmuş. Onlar da beni zorladılar. Tabi ertesi gün işten gelince de bunları verniklemem gerekti.
Vaktim olabilseydi hediye çantaları da yapacaktım. Ama bir yandan işyerindeki yoğunluk, bir yandan evdeki, bir de hastalığım eklenince onları satın almak zorunda kaldım. Havlu ve sabunları kutuların içlerine, onları da diğerleri ve çoraplarla birlikte hediye çantalarına yerleştirdim.
Bizim işyerindeki arkadaşa söyledim. Boşaldıkça bu kutulardan ayarlayacak bana. Zaten açma halkalarını da istedim. Malum çerçevelerin arkalarına askılık olarak kullanabiliyoruz.
İşte yeni yıl hediyelerimin hikayesi bu. Beğendi arkadaşlarım ve bu beni mutlu etti. Keşke daha önce hazırlanma ve daha kalıcı versiyonlarını sunma şansım olsaydı.
05.01.2010 - Salıpazarı